HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 01 MART 2026, PAZAR



AÇLIĞIN İÇİNDEKİ TOKLUK

01.03.2026 00:00
Merhaba değerli okurlar!

Ramazan dolayısıyla televizyonlarda,gazetelerde,sosyal medya platformlarında bu ayın ulvî havasıyla ilgili programlar yapılıyor, yazılar yazılıyor. Bu ayda en sözü dinlenilir kimseler de doğal olarak bu işin ilmini yapan akademisyen hocalarımız. Rabbim hepsinden razı olsun.

Biz de dinlediğimiz, okuduğumuz ve öğrendiğimiz kadarıyla bir şeyler yazma gayreti içindeyiz. Ben de işin fıkıh, tefsir ve hadis yönlerini ehline bırakarak nâçizâne oruçla ilgil kendi düşüncelerimi yazmak istedim.

Oruçta asıl aç olan, beden değil "ben"dir.
Ben; doymak bilmeyen, alkışla beslenen, haklılıkla şişip gururlanan o görünmez hayâlet.
İnsanın anatomisinde yeri yoktur ama bütün davranışlarını o yönetir.
Bir düşünelim bakalım.
Yemek yemiyorsun ama kibir yiyorsun.
Su içmiyorsun ama öfke içiyorsun.
Ekmek yok ama başkasının hatasıyla karnını doyuruyorsun.
Sonra bütün bunlar için kimse "oruç bozuldu"
demiyor.
Çünkü en kolay açlık mide açlığıdır. En zor açlıksa ,benliğin aç bırakılmasıdır.
Onun için oruç bir susma talimidir bence. Sadece suyu değil, lüzumsuz sözleri de terk etmektir. Dil oruçlu değilse mide oruçlu sayılmaz. Göz oruçlu değilse kalp doyamaz. Oruç, insanın bütün benlik kapılarına asılmış bir "içeriye dön" levhasıdır aynı zamanda.
Tasavvuf büyükleri orucu "gizli ibadet" sayar. Çünkü kimse senin gerçekten aç olup olmadığını bilemez. Bu gizlilik, riyayı utandırır. İnsan kimsenin görmediği bir yerde, sırf Allah biliyor diye aç kalır. İşte bu, insanın içindeki en mahrem aynadır.
Yunus Emre "Bir ben vardır bende benden içeri" dediğinde , belki de orucun anatomisini çıkarıyordu.
Çünkü oruç, o dıştaki egolu  benle içteki sessiz benin kavgasıdır.
Gün ilerledikçe beden hafifler ama ben ağırlaşır.
"Ben açım."
"Ben sabrediyorum."
"Ben ibadet ediyorum."
Bak bunları söylerken , oruç bile ben üzerinden konuşuyor.
İşte sır burada. Oruç, kendini yapanı bile silmek ister.
Gerçek oruç, "ben oruçluyum" cümlesinin de sustuğu yerdir.
Bir de şu tarafı var. İnsan aç kalınca dünyayı daha net görür. Çünkü dünya tokken bulanıktır. Tokluk insanı kalınlaştırır , kabalaştırır. Açlıksa inceltir zarif yapar 
Kalın insan eşyaya hükmeder. İnce insan hakikati hisseder.

Oruç aslında bir yokluk provasıdır.
Ölmeden önce eksilmeyi denemektir.
Sahip olmadan da durabilmeyi öğrenmektir.
İnsan açken çoğu şeyleri fark eder. Meselâ ;yaşamak için sandığı kadar şeye ihtiyacı olmadığını görür.
Ama kendini büyük hissetmek için çok şeye ihtiyaç duyar.
Oruçsa, insanın büyük olma hevesini küçültür.
Çünkü aç bir insanın gururlu yürümesi zordur.

Ve şimdi sıradışı bir şey söyleyeyim:
Oruç, aslında Allah'ın insana değil, insanın kendine açtığı bir mesafedir.
Kendinden uzaklaşma cesaretidir. Kendi putuna yaklaşmama kararıdır.
En tehlikeli put da, taş olan değil, içte duran "ben"dir.
Oruç o puta günde on iki ,bazen on beş saat su vermez.
İşte oruç sabretmek, içerideki putun tahtını devirmektir.
 Oruç bitince   hâlâ eskisi kadar öfkeli, eskisi kadar kibirli, eskisi kadar telaşlıysak
bilin ki aç kalan mideymiş, bedenimiz değil.

Değerli okurlar!
Bu oruçta  öfkemizi aç bırakalım, Kibirimizi susuz bırakalım, Kırıcı sözlerimizi  bekletelim. Hatta hiç konuşturmayalım.
Açlığımız bize başkalarının hâlini hatırlatsın.
Empatiyi teoriden çıkarıp
gerçeğe dönüştürelim. İftar vakti geldiğinde de
sadece yemeğe değil, şükre de uzanalım. Sevgilerimle ❤️ 

GAZEL ( ORUÇ)

Ey oruç ! Sahn-ı derûnumda serâbım kırılır,
Her tecellî ile rûhumda hicâbım kırılır.

Şeb-i açlıkta doğan subh-ı ledünnî bilerek,
Nûr-ı tevhîd ile zulmette nikâbım kırılır.

Susmanın kandilidir dilde tutuşmuş iki harf
Lâ" da benlik eriyorken mehitâbım kırılır.

Beni şâh görürdüm inanıp şer nefise
Taht-ı vehm üstüne inmişse rikâbım kırılır.

Sen ki sahrâ-yı gönül mülküne sultân gibisin
Nefsimin şûlesi söndükçe azâbım kırılır.

Rûh-u aşkın ile titrer gecenin en karası,
Savm-ı sır çekse nefes, seng-i hesâbım kırılır.

Der ki Taşkın; batıyorken ömürün son güneşi
Saklı sırlar açılır içteki hâbım kırılır

feilâtün /feilatün / feilatün / feilün 

NECİBE TAŞKIN ÇETİNKAYA
Necibe ÇETİNKAYA / diğer yazıları
•AÇLIĞIN İÇİNDEKİ TOKLUK 01 00:00:00.03.2026
•HOŞ GELDİN YÂ ŞEHR-İ SULTÂN 19 00:00:00.02.2026
•MİDEMDE Kİ DAVETSİZ MİSAFİR: HELİCOBACTER PYLORİ 16 00:00:00.02.2026
•KIYAFET ÜZERİNDEN SİYASET 09 00:00:00.02.2026
•AHLÂK DERSİ VEREN BATI'NIN UTANÇ DOSYASI 05 00:00:00.02.2026
•BİR YIL SONRAYA SAĞLIK 01 00:00:00.02.2026
•MİLLETİN HAYSİYETİNE YAPILAN SALDIRI 22 00:00:00.01.2026
•İKİ İMZA TEK YÜREK 18 00:00:00.01.2026
•LÂLE VE İLÂHÎ BİRLİK 14 00:00:00.01.2026
•TEŞEKKÜR 06 00:00:00.01.2026
•ESKİNİN MUHASEBESİ , YENİNİN DİLEKLERİ 01 00:00:00.01.2026
•BURSA'DA BİR MÜZE: 1326 FETİH MÜZESİ 24 00:00:00.12.2025
•BİR TÜRKÜ GECESİ 17 00:00:00.12.2025
•DÜNYA TÜRK DİLİ AİLESİ GÜNÜ" ÜZERİNE 15 00:00:00.12.2025
•MEVLÂNA 13 00:00:00.12.2025
•İÇİMDEKİ DERGÂH VE DUÂ 01 00:00:00.12.2025
•BEN ÖĞRETMENİM 24 00:00:00.11.2025
•ADALET SARAYI  14 00:00:00.11.2025
•KASIM'IN HÜZNÜ  10 00:00:00.11.2025
•DEVLETİN SOĞUK YÜZÜ 05 00:00:00.11.2025
•CUMHURİYET 28 00:00:00.10.2025
•BİRLİK ÜLKÜSÜ 20 00:00:00.10.2025
•TOPRAĞIN SIRLARI 11 00:00:00.10.2025
•TÜRKÇE' NİN BAYRAMI VE SESSİZ ÇIĞLIĞI 02 00:00:00.10.2025
•GÖNÜL TERAZİSİNİN IŞIĞINDA AHÎLİK  24 00:00:00.09.2025
•ZAMANIN NEFESİ, SİVRİHİSAR ULU CAMİİ 13 00:00:00.09.2025
•EYLÜL VE ŞİİRİN NEFESİ 05 00:00:00.09.2025
•RAHMETİN DOĞUM GECESİ 03 00:00:00.09.2025
•AĞUSTOSUN HİKÂYESİ 29 00:00:00.08.2025
•BİR MECLİS, BİN MAKAM 18 00:00:00.08.2025
•FETHİN KALBİNDE BİR GAZEL 10 00:00:00.08.2025
•BİRAZ NEFES ALMAK İSTİYORUM 01 00:00:00.08.2025
•ATEŞE SARILI CANLAR 26 00:00:00.07.2025
•NEFSİN TERİNDE PİŞMEK 23 00:00:00.07.2025
•BEŞ YILDIZLI ALTIN KAFESLER 17 00:00:00.07.2025
•KARANLIĞA KARŞI YAKILAN IŞIK ; 15 TEMMUZ 15 00:00:00.07.2025
•KALBİN SÜKÛNU AKLIN DERİNLİĞİ 10 00:00:00.07.2025
•4.VAGONDA VEFAYA YOLCULUK 01 00:00:00.07.2025
•ZAMANIN İÇİNDEN GEÇEN DUYGULAR 23 00:00:00.06.2025
•MÛCİZE  VE ÖDÜL 18 00:00:00.06.2025
•KARDEŞ ÜLKE AZERBAYCAN 12 00:00:00.06.2025
•KURBAN 07 00:00:00.06.2025
•YAZ GELDİ 01 00:00:00.06.2025
•KUTLU FETİH 29 00:00:00.05.2025
•KARADENİZ'İN İNCİSİ TRABZON 23 00:00:00.05.2025
•ŞEHR-İ AŞK İSTANBUL 12 00:00:00.05.2025
•EN GÜZEL İKİ HECE "ANNE" 11 00:00:00.05.2025
•NÂBÎ VE SAKIN TERK-İ EDEPTEN NAATINA TAHMİS 06 00:00:00.05.2025
•AHLÂKİ YOZLAŞMA 25 00:00:00.04.2025
•NÂBİ VE "GÖRMÜŞÜZ" GAZELİ 21 00:00:00.04.2025
•YAVRU VATAN KIBRIS' DA 12 00:00:00.04.2025
•BAYRAM SEVİNCİ 30 00:00:00.03.2025
•  NEVRUZ VE SEMENİ 24 00:00:00.03.2025
•ÂSIMIN NESLİ 18 00:00:00.03.2025
•AH ! KADINLAR 08 00:00:00.03.2025
•HOŞ GELDİN SULTAN'IM 02 00:00:00.03.2025
•SEVGİ GÜNÜ OLSUN MU? 13 00:00:00.02.2025
•MERHÂMET YÂ HÛ ! 02 00:00:00.02.2025
•HUZUR MU DEDİNİZ? 22 00:00:00.01.2025
•VARZAHAN YAYLASI 11 00:00:00.01.2025
•KIŞ VE KAR 02 00:00:00.12.2024
•BU GÜN 24 KASIM 24 00:00:00.11.2024
•ATAM 09 00:00:00.11.2024
•CUMHURİYET 01 00:00:00.11.2024
•GURBET 05 00:00:00.10.2024
•ÖZGÜR MÜYÜZ ? 02 00:00:00.09.2024
•AYASOFYA'M 26 00:00:00.07.2024
•AHÎLER VE BUGÜNKÜ ESNAFLAR 02 00:00:00.07.2024
•YOLLAR 13 00:00:00.06.2024
•ÇIKIP GELSEN 04 00:00:00.06.2024
•BİR BAYBURT MACERASI 31 00:00:00.05.2024
•İSTANBUL'UN FETHİ 29 00:00:00.05.2024
•KÖYE GİDELİM 22 00:00:00.05.2024
•ESKİYE ÖZLEM 16 00:00:00.05.2024
•TEŞEKKÜR EDİYORUM 13 00:00:00.05.2024
•SEN YUNUS OLAMAZSIN  12 00:00:00.05.2024
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--







logo

   E-posta: bilgi(@)eskisehirdenhaber.net
Tüm hakları Eskişehirden Haber adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.
Mobil uyumlu haber yazılımı: www.eticaret.com.tr