Merhaba değerli dostlar!
Dün akşam Eskişehir 'den Haber ve Köprübaşı Edebiyat'ın birlikte organize ettiği ,şair ve yazarlarının buluştuğu güzel yürekli dostlarla , iftar yemeğinde bir aradaydık. Belki tevafuk,belki de bilerek hem nevruz,hem de "Dünya Şiir Günü"ne denk gelmişti buluşma. Ne kadar güzel bir duygu özlemek. Epeydir görüşemediğimiz şair ve yazar dostlarla bir arada olmak ,hasret gidermek, hasbihal etmek iyi geldi hepimize.
Nevruz...
Baharın başlangıcı kabul edilen nevruzda bir arada olmak farklı bir enerji vermişti iftar soframıza. Bu enerjinin biraz da Azerbaycan 'lı güzel yazarımız Mahiser hanımın hazırladığı ve soframızı süsleyen "semeni" den geldiğini söyleyebilirim.
Bir Türk kültürü olan semeniyi, diğer bir adıyla "yaşam otu" nu ilk kez görüyordum. Bir kabın içine konulan toprakta çimlendirilen buğdaylar kırmızı kurdele bağlanarak bir tepsinin içine konmuş,etrafına süslü yumurtalar dizilmiş ve aralarınada kağıtlı şekerler serpiştirilmişti. Benim gibi ilk defa görenler de vardı. Değerli yazarımızdan semeni hakkında kısa bir bilgi rica ettik. O da bizleri kırmayıp anlattı.
Semeni, tabiatın canlanışını,bereketi,bolluğu ve umudu simgeliyormuş. Azerbaycan'da nevruz sabahı bunları birbirlerine hediye olarak vermek adetmiş. Türk kültüründe ne güzel adetlerimiz varmış. Bu güzel adetler yok olma noktasına gelsede , şükür ki Anadolu' nun bazı yörelerinde Azerbaycan' da hâlâ tâzeliğini koruyor. Mahizer hanımın semenisinden şekerler alıp, elimizi çimlere sürerek bizde o güzel enerjiden nasibimizi aldık.
Nevruz'un başka özellikleri de var. 21 Mart aynı zamanda "ekinoks" dediğimiz gece ve gündüzün birbirine eşit olduğu ve Göktürk'lerin Ergenekon'dan çıkışı olarak kabul edilen gün olduğu için Türkler için daha da anlamlıdır.
Şiir...
Dünya şiir günü olması nedeniyle de anlamlı bir iftar yemeğiydi. Şiirin birleştirici özelliğini iliklerimize kadar hissettik. Şiir ,şairin yürek sesinin yankısıdır. Gönül isterdi ki her şairin yürek sesi duvarlarda yankılanarak büyüsün ve bu güzîde topluluğu mest etsin. Fakat ortamda bizden başka konuklar da olduğu için bu arzumuzu gerçekleştiremedik. Yani şiir gününü şiirsiz geçirdik malesef.
Özel nedenlerden dolayı erken kalkmak zorunda olduğumuz bu dost meclisinden giderken dostlarımızın keyifli muhabbeti devam ediyordu.
Bu organizeyi yapan ve bizlerin güzel bir akşam geçirmesine vesile olan Eskişehirhaber'den çok kıymetli Hüseyin Turhan Bey kardeşime ve Köprübaşı Edebiyat'ın lokomotifi can kızım Rukiye Özdemir'e sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Orada şiir okuyamadık ama buraya bir şiir bırakmanın mahsuru yok sanırım.
Gönül dolusu sevgi ve saygılarımla.
ŞAİRİZ BİZ
Şairiz biz biraz deli
Alkış tuttuk çözenine
Bazen pîriz bazen veli
Nazar ettik üzenine
Güzeli aya benzettik
Kaşları yaya benzettik
Figânı nâya benzettik
Hayrân kaldık îzânına
Yâr bekleriz gecelerden
Yardım gelir yücelerden
Hiç bıkmayız hecelerden
Tuz bastırdık sûzânına
Aşığa verdik dağları
Maşuğa da gül bağları
Gezdirdik nice çağları
Hüzün koyduk hazânına
İyileri daim övdük
Kötüleri sözle dövdük
Kimi güldük kimi sövdük
Hiciv sunduk azanına
Dost oluruz güller ile
Bülbüle çektirdik çile
Diken bile geldi dile
Ah çektirdik yazanına
Gecelere postu serdik
Uykulara izin verdik
Gökten yıldızları derdik
Gidip geldik fîzânına
Destanlar yazdık vatana
Ağıtlar yaktık yatana
İntizar ettik satana
Kurban olduk ezânına
Ustamıza saygımız var
Birazcık da kaygımız var
Sevenlere yaygımız var
Sevgi koyduk mîzânına
Kafiyeler aşkı dokur
Gönül ehli için okur
Kaynıyoruz fokur fokur
Düştük şiir kazanına
NECİBE TAŞKIN ÇETİNKAYA