''Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.''
Tarih boyunca birçok zorluğun, sıkıntının üstesinden gelen Türk milleti, zor şartlar altında bile olsa
parlak zaferler kazanmıştır. Hiçbir zaman esaret altında yaşamayı kabul etmemiştir. Milletimizin
kaderini değiştiren 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi de bunun göstergesidir.
Çanakkale, Birinci Dünya savaşı içerisinde Türk ve Dünya tarihi bakımından önemi bir yere sahiptir.
Türk tarihinin en onurlu sayfalarından birini oluşturur. O dünyada az rastlanan bir başarı öyküsüdür.
Tüm imkansızlıklara, yokluk ve yoksulluğa rağmen Türk ordusu, dünyanın en güçlü donanma ve
ordularını hezimete uğratmıştır. Türk milleti ölümü göze alarak özgürlük ve bağımsızlık tutkusunu,
vatan sevgisini tüm dünyaya göstermiştir.
Nitekim Mustafa Kemal Paşa askerlerine;
''Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında
yerimize başka kuvvetler gelir, başka komutanlar hakim olabilir.'' Diyerek var oluş, yok oluş emrini
vermiş,
Türk askerleri de, gözlerini kırpmadan bu vatan için canlarını seve seve feda etmişlerdir.
Şehit düşen kahramanlarımız arasında 13-14 yaşlarında çocukların olması, milletimizin nasıl bir
fedakarlık gösterdiğinin adeta ispatıdır.
Tarihe altın harflerle geçen Çanakkale Zaferiyle, milletimiz hürriyet ve bağımsızlık yolunu tercih
etmiştir. Bunu da mücadelesindeki azim, kararlılık ve inancıyla göstermiş, tutsaklık zincirlerini
cesaretiyle kırıp atmış... Vatanına sahip çıkmış...
Türk milleti varlığını yeniden ortaya koymuş, kendi bağımsızlığını bileğinin hakkıyla almıştır.
Tek başına 250 kiloluk top mermisini kaldıran Seyit Onbaşı gibi, nice adsız kahramanlar kanlarının son
damlasına kadar mücadele ederek, iman dolu göğüsleriyle gurur destanları yazmışlardır.
Mithat Cemal Kuntay'ın dizelerinde ifade ettiği gibi;
''Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.''
Evet, şehitlerimiz, gazilerimiz, atalarımız hazır vatan bulmuş bizler için, bu topraklarda özgür ve
bağımsız yaşamamızın bedelini kanlarıyla, canlarıyla ödemişlerdir. Bu kutsal coğrafyada göğsümüzü
gere gere dolaşıyorsak, onların sayesindedir.
Öyle ise onların kemiklerini sızlatmayalım;
Türk milletine,
Türk vatanına,
Türk bayrağına,
Türk diline,
Türk kültürüne,
Türk kimliğine,
Yani, atalarımızın emanetine, kendimize sahip çıkalım.
Ne diyor İstiklal Marşı şairimiz;
''Bastığın yerleri ''toprak'' diyerek geçme, tanı;
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.''
Bu vatan binlerce isimsiz kahramanın, kefensiz yatanın omuzlarında yükselmiş, ''vatan'' olmuştur.
Millet olma bilincimizin yükseldiği Çanakkale'yi birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin sembolü yaptık…
Emperyalizme karşı verdiğimiz mücadeleyle hep birlikte ''Türk milleti'' olduk.
İşte bu nedenle;
Çanakkale Zaferi, Türk milletinin hürriyet ve bağımsızlık mücadelesinin, kurtuluş ve kuruluşunun,
uyanış ve dirilişinin başlangıcıdır. Milli Mücadeleye giden yolun, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ön
sözüdür. M.K. Atatürk'ün tarih sahnesine, Türk milletinin huzuruna çıktığı gündür.
Çanakkale Zaferi, Türk milletinin son yurdu olan bu topraklarda sonsuza kadar yaşama azim ve
kararlılığının inançlı bir ifadesidir. Birlik beraberlik ve kardeşliğimize el ve dil uzatmaya kalkan, yerli ve
yabancı işbirlikçi bölücülere karşı, ders almaları gereken bir ibret ve ihtar vesikasıdır.
Milletimizi zayıf düşürmek, son yurdumuzu bölmek için işbirlikçilik yapan, sinsi planlar uygulamaya
çalışan, ihanet çetelerinin ve maskeli bölücülerin tuzakları asla başarılı olamayacaktır.
''Ey Türk Oğuz beyleri!
Milletim! işitin!
Üstte gök çökmedikçe,
Altta yer delinmedikçe,
Senin İlini ve töreni,
Kim bozabilir?''
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Anadolu'da var olmamızı sağlayan tüm
kahramanlarımızı, vatanını canından aziz bilen şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı, rahmet ve şükranla
anıyoruz.