Merhaba değerli okurlar!
Dün, iki kalemin ucunda bir ömür duruyordu.
İmza günü dediler adına. Oysa ben, zamanın durup bize baktığı bir eşik olarak gördüm bu günü. Masanın üzerindeki kitaplar, henüz söylenmemiş cümleler kadar masumdu. Kalem, kâğıda her değdiğinde sadece bir isim değil, aslında bir niyet de yazıldı.
Eskişehir 'den Haber Net gazetesinin Köşe Yazarı kıymetli kardeşim Hüseyin Turhan'ın ve değerli Edebiyatçı ,Şair , Yazar ve Araştırmacı Ahmet Urfalı Hocamın adımıza düzenlemiş oldukları imza gününde dostlarla aynı kahvaltı masasında buluştuk. Ekmekler bölündü, çaylar buharlandı, zeytinin peynirin tuzu bu güzel Pazar sabahına karıştı. Kahvaltılar bittiğinde masada kalanlar kırıntılar değildi. Asıl kalanlar, söze dönüşmek isteyen düşüncelerdi. Gazetemizin köşe yazarlarına tek tek söz verildi. Her biri, kelimelerini tabağından değil kalbinden seçerek konuştu.
Her masada sözler , görünmez bir imzaya dönüştü. Söz, kadîm bir emanet gibiydi. Ağızdan çıkarken niyete, niyetten kaderin defterine yürüdü. Söylenenler kadar söylenmeyenler de kayda geçti. Çünkü düşünce bazen cümleye sığmaz. Bir bakışta, bir duraksamada, bazen çayın soğumasında kendini ele verir. Köşe yazarlığı işte tam da budur. Bu çağda, kelâmın edebini muhafaza edebilmek. Bu sabah anladım ki, yazı dediğimiz şey yüksek sesle konuşmak değil, Hakk'ın işittiği bir iç sesle doğru yerde susmayı bilmektir.
Sonra imza masasına geçtik. Kahvaltı masasındaki konuşmalar burada harfe büründü. Dost sohbetinden çıkan anlam, kâğıtta iz bıraktı. Eşimle yan yana attığımız her imza, söylenen sözlerin devamı gibiydi.
Gelen her okur, o sabahki masaya bir sandalye daha ekledi sanki. Kimisi yazılarda kendini bulduğunu söyledi, kimisi bir cümlede durup nefes aldığını. Anladım ki, yazı yalnız yazara ait değil, okurla tamamlanan bir emanet. Bugün o emaneti eşimle birlikte omuzladık.
Gün bittiğinde heybemize koyduğumuz şeyler vardı : Dostla paylaşılan kahvaltı, söze dönüşen fikirler, imzaya varan yazılar gibi. Hepsi aynı yolun duraklarıydı. Hayat da böyle değil mi zaten? Önce paylaşırız, sonra düşünürüz , en sonunda da altına adımızı yazarız.
Bugün biz, eşimle birlikte yalnızca kitap imzalamadık. Söze ve emanete bir kez daha şahitlik ettik. Temennim odur ki, kelâmımız gönüllere yük değil ferahlık olsun. Yazdığımız her cümle, okuyanı kendine biraz daha yaklaştırsın. Kalemlerimiz hakikate yaslansın, okurla yazar arasındaki emanet eksilmesin. Yolumuz açık, niyetimiz sahih, imzamız bereketli olsun.
İmza günümüzde emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum. Sevgi ve saygılarımla.