Merhaba değerli okurlar!
Bayrağımıza yapılan bu alçakça saldırıyı, milletimizin onuruna ve ortak vicdanına yönelmiş açık bir saygısızlık olarak en sert biçimde kınıyorum.
Bayrak, tarihin sessiz tanığıdır. O çağları aşan bir hafıza taşır. Okumasını bilen için bayrak, bir milletin hangi yollardan geçtiğini, hangi uçurumların kenarında durduğunu anlatan bir arşivdir.
Eski çağlarda sancak, yalnızca savaş alanında, yer gösteren bir işaretti. Orta Asya bozkırlarında tuğlar yükselirken, bir boyun varlığı ona emanet edilirdi. O tuğ düştüğünde düzen çökerdi. Devlet, otağın gölgesinde değil, sancak etrafında teşekkül ederdi. Bayrak, işte o günlerden itibaren toprağın değil, hâkimiyet fikrinin simgesi oldu.
Selçuklu'nun mızrak ucunda taşınan alâmeti, yalnızca fetih arzusunu değil, nizam kurma iddiasını temsil ediyordu. Ardından Osmanlı sancakları çıktı sahneye. Bir gölge gibi üç kıtaya yayılan, her beldede başka bir anlam kazanan bu sancaklar, seferde askerin umudu, barışta devletin vakarını taşıdı. Sancağın düştüğü yer, tarihin yön değiştirdiği bir noktaydı.
Zaman ilerledikçe bayrak, halkın kaderiyle özdeşleşti. İmparatorluk yıkılırken sancak yıprandı ama anlamını yitirmedi. İşgal yıllarında duvarlara asılan bayraklar, top tüfekten yoksun bir milletin son kalesi ama en gür sesiydi.
Cumhuriyet, bayrağı yeniden tarih sahnesine çağırdığında, artık bayrak, sarayların değil, meclisin, okul bahçelerinin, meydanların üstündeydi. Devletin merkezinden halkın kalbine doğru yer değiştirmişti. Bu değişim, bir rejim farkından çok, tarih anlayışının dönüşümünü gösteriyordu.
Bugün bayrak, yaşayan bir belgedir. Her nesil ona kendi zamanının imtihanını yükler. Kimi dönemlerde zaferle, kimi dönemlerde yasla dalgalanır.
O, bir milletin tarih boyunca çektiği acıların, döktüğü alın terinin ve verdiği canların sessiz şahididir. Bu yüzden bayrağa uzanan her el, yalnızca bir sembole değil, bir milletin onuruna uzanmış demektir.
Bayrağa yapılan saldırı, basit bir vandalizm ya da "protesto" kisvesi altında meşrulaştırılabilecek bir davranış değildir. Bu, ortak değerleri hedef alan bilinçli bir aşağılamadır. Ona yapılan saygısızlık, "ben"in öfkesini "biz"in varlığına tercih etmektir ki bu, en hafif tabiriyle vicdansızlıktır.
Şunu açıkça söylemek gerekir ki, eleştiri haktır, itiraz haktır, protesto demokratik bir araçtır. Ancak bu haklar, bir milletin en kutsal ortak sembolünü ayaklar altına almayı asla kapsamaz. Bayrağa saldırmak, fikirsizliğin, köksüzlüğün ve aidiyetsizliğin dışavurumudur. Bu yüzden, kendi kimliğini inkâr edenin, başkasının değerine saygı duymasını beklemek saflık olur.
Bu tür saldırılar karşısında sessiz kalmak da en az saldırının kendisi kadar tehlikelidir. Sessizlik, normalleştirir, normalleşen saygısızlık ise zamanla daha büyük kopuşların kapısını aralar. Bugün bayrağa uzanan el, yarın ortak dile, ortak tarihe, ortak yaşama iradesine uzanır. Çünkü semboller yıkıldığında, onları bir arada tutan anlam da dağılmaya başlar.
Bayrak, bu topraklarda yaşayan herkesin ortak paydasıdır. Onu korumak, bir ideolojiyi değil; birlikte yaşama iradesini savunmaktır. Bayrağa yapılan saldırıyı en sert şekilde kınamak, bir refleks değil, bir sorumluluktur. Zira bayrağa sahip çıkmak, geçmişe saygı, bugüne sadakat ve geleceğe karşı namus borcudur.
AL BAYRAĞIM
Göklerde nazlı nazlı salınan ay yıldızım
Eş arama kendine benzerin yok bayrağım.
Dalgalanmadığın gün kederliyim yanlızım
Al renkli duruşunu kıskanan çok bayrağım
Kızıl elmaya doğru şahlanıp kalk bayrağım.
Ay düşerken geceden dirildi yüce millet
Şimdi zirvelerdesin ne zillet var ne illet.
Doğuşun can yakarken ödülün cumhuriyet
Sebebi varlığına selâmı çak bayrağım
Kızıl elmaya doğru şahlanıp kalk bayrağım.
Özgürlüğümsün benim sana açtım kucağım
Seninle huzur dolu evim, yurdum, ocağım.
Kartallarla yarışan ay yıldızlı sancağım
Karanlık bulutları üstümden çek bayrağım
Kızıl elmaya doğru şahlanıp kalk bayrağım.
Arzular şâhikâ da eksilmez dumanımız
Kudretimiz Hak'tandır sarsılmaz îmânımız
Ahde vefamız vardır bozulmaz peymânımız
Şerefli tarihinle başımız dik bayrağım
Kızıl elmaya doğru şahlanıp kalk bayrağım.
Dokundurtmam ağyâre kutsalımsın mâbedim
Gölgen benim cennetim hem âhirim ebedim
Kem gözlerden korusun esirgesin Samed'im
Damarda kızılımsın yürekte ak bayrağım
Kızıl elmaya doğru şahlanıp kalk bayrağım.
Benim nazlı gülşenim yüzüne yaş değmesin
Güneşin yoldaşı ol üstüne kar yağmasın
Fırsat verme nâmerde kimse başın eğmesin
Semânın fâtihisin gözdesin bak bayrağım
Kızıl elmaya doğru şahlanıp kalk bayrağım.
Ufuklardan doğarken medeniyet ışığın
Gök tûğumun üstünde Anadolu beşiğin
Kalpler sana sevdalı millet senin âşığın
Türklüğün ateşini cihânda yak bayrağım
Kızıl elmaya doğru şahlanıp kalk bayrağım.
Kıtalara hükmeden şeref sensin şan sensin.
Ulusumun ebedî cânânısın cân sensin
Şühedâ kanlarıyla var olan vatan sensin
Yoktur eşin menendin dünyâda tek bayrağım
Kızıl elmaya doğru şahlanıp kalk bayrağım