Merhaba değerli okurlar!
Doç. Dr. Emrah Gökçe'nin doçentlik tezi olarak hazırladığı, titiz çalışması ve araştırması sayesinde gün yüzüne çıkan; "20. yüzyılda yazılmış divanlar" kitabında, dîvânı olan
240 şair arasında tek kadın şair olarak yer almak elbette ki gurur verici. Fakat dîvân yazmak benim için edebî tercihten ziyâde , daha çok içimde yankılanan eski bir sesin izini sürmekti. Sanki kelimeler bana ait değildi de ben onların emanetçisiydim. Her beyitte biraz daha geçmişe yaklaştım, her mısrada biraz daha kendimden uzaklaştım. Çünkü dîvân şiiri, insanı kendine yaklaştırırken aynı anda da uzaklaştıran bir aynadır.
Kalemi elime aldığımda sadece yazmadım, usulca o aynadan içeri girdim.
Bana "neden dîvân? Neden aruz ?" diye soranlar oldu. Çünkü dîvân, benim için geçmişin dili değil, hakikatin en sade hâlidir. Modern zamanın gürültüsü içinde kaybolan o ince sesi, aruzun ritminde yeniden duydum. Her "fâilâtün" bir nefes, her "mefâîlün" bir kalp atışı gibiydi. Ben o ritimde kendimi buldum.
Yalnız mıydım? Evet.
Ama bu yalnızlık eksiklik değildi. Bilakis bir yoğunluktu. 240 dîvân şâiri arasında tek kadın şâir olmak, bir boşluğu değil, bir eşiği temsil eder. Ben o eşiğin üzerinde duruyorum. Arkamda kimler var bilmiyorum. Önümde kimler olacak, onu da bilmiyorum. Ama şunu biliyorum, bir kapı bir kez aralandıysa, artık o kapı tamamen kapanmaz.
Belki bir gün bu liste uzar.
Belki bir gün "dîvânı olan tek kadın şair" kelimesi silinir. İşte o zaman benim adım bir istisna olarak değil, bir başlangıç olarak hatırlanır.
Ve ben, en çok buna inanmak istiyorum.
"20. yüzyılda yazılmış divanlar" çalışması, sadece bir edebiyat envanteri değil, aynı zamanda zamanın ruhunu
diri tutan kıymetli bir eserdir. Bu eserde 240 şairin sesi yankılanırken, o sesler arasından yalnızca bir kadın şâirin dîvân sahibi olarak yükselmesi, istatistikten öte bir hakikati fısıldar.
Divan geleneği, yüzyıllar boyunca erkek şairlerin hâkimiyetinde şekillendi. Bu bir tercih değil, çoğu zaman bir imkân meselesiydi. Kalem tutmanın bile sosyal sınırlarla çevrelendiği dönemlerin gölgesi, 20. yüzyıla kadar uzandı. Modernleşme rüzgârları esse de, gelenek dediğimiz şey bazen taş gibi ağırdır. Yerinden kolay oynamaz.
İşte bu yüzden, 240 isim arasında yalnızca bir kadının yer alması şaşırtıcı değildir.
Necibe Taşkın Çetinkaya, sadece şiir yazan biri değil, aynı zamanda bir eşiği aşan, bir kapıyı aralayan, belki de görünmeyen bir zinciri kıran bir sestir. Onun kalemi, klasik formun içine sızan modern bir nefes gibidir.
Çünkü bir kadın olarak dîvân yazmak, yalnızca estetik bir tercih değil, aynı zamanda varoluşsal bir iddiadır.
Emrah Gökçe tarafından 1022 sayfa olarak hazırlanan "20. Yüzyılda Yazılmış Divanlar" adlı çalışma, modern dönemde klasik divan şiiri geleneğinin devam edip etmediğini somut verilerle ortaya koyan önemli bir akademik eserdir.
Bu kitap, çoğu kişinin "dîvân şiiri 19. yüzyılda bitti" şeklindeki yaygın kanaatini sorgular. Araştırma, 20. yüzyılda da dîvân tertip eden şairlerin varlığını belgeleyerek, geleneğin aslında kesintiye uğramadığını, biçim değiştirerek sürdüğünü gösterir.
Eserde 240 divan sahibi şair tespit edilmiştir.
Bu şairlerin hayatları, edebî kişilikleri ve eserleri hakkında bilgiler sunulur.
Divanların nerede bulunduğu belirtilir.
Bazı şiirlerden örnekler verilerek üslup ve vezin özellikleri incelenir.
Aruz vezninin ve klasik nazım şekillerinin 20. yüzyıldaki kullanımı değerlendirilir.
Türk edebiyatında "geç dönem divan şiiri" üzerine yapılmış en kapsamlı derlemelerden biridir.
Araştırmacılar için bir kaynak kitap niteliği taşır.
Gelenek-modernlik tartışmalarına somut veri sunar.
Dîvân şiirinin sadece tarihsel bir miras değil, yaşayan bir gelenek olduğunu gösterir.
Bu eser, edebiyat tarihine sadece geçmişe dönük bir bakış sunmaz. Aynı zamanda geleneğin bugünde nasıl var olduğu sorusuna da cevap arar. Divan şiirinin bir müze unsuru değil, hâlâ üretilebilen bir form olduğunu ortaya koyması bakımından oldukça kıymetlidir.
Bizlere, dîvân şiirinin sadece geçmişte kalmış bir hatıra olmadığını, aksine, hâlâ yaşayan, dönüşen ve nefes alan bir gelenek olduğunu yeniden hatırlattığı için "20. YÜZYILDA YAZILMIŞ DÎVÂNLAR" kitabının yazarı sayın Doç. Dr. Emrah Gökçe Bey'e gönülden teşekkür ederim.