Merhaba değerli okurlar!
Gazetemizin kıymeli yazarı, şehrimizin değerli edebiyatçısı, araştırmacı- şair-yazar-gazeteci kıymetli Ahmet Urfalı hocam, T/AŞKIN DÎVANLARI kitaplarım hakkında bir inceleme yazısı yazarak şahsımı onurlandırmıştır. Teveccüh gösterip kitaplarımı edebî yönden inceleyen değerli hocama şükranlarımı sunuyorum. Ahmet Urfalı hocamın bu değerli yazısını paylaşmasam olmazdı.
ŞAİR NECİBE TAŞKIN ÇETİNKAYA'NIN DİVANLARI
"Divan Edebiyatı; XIII. yüzyıl sonlarından, XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar, Arapça-Farsça kelimelerin geniş ölçüde yer aldığı bir dille varlığını altı asır sürdürmüş bir edebiyat geleneğidir. Divan; yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis ve Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini topladıkları eser anlamlarında kullanılmaktadır.
Dönem şairleri, yazdıkları şiirlerini ayrı ayrı ve her biri başka isimler vermek yerine "divan" olarak anonim bir ad altında tek kitapta toplamışlardır. Bu şiir kitapları şairinadıyla birlikte anılır. Divan edebiyatının ilk temsilcileri; Âşık Paşa, Gülşehri, Ahmedi ve Şeyhi'dir. İlk dönemde Fars edebiyatının etkisinde oluşan divan edebiyatı, süreç içerisinde yerli/milli özellikleriyle öne çıkmayı başarmıştır. Divan şiirinde Farça'dan Türkçe'ye geçiş ''Mülemma''larla olmuştur. Sözlükte "renk renk, alacalı olan" anlamındaki mülemma' kelimesi terim olarak özelikle Fars ve Türk edebiyatlarında Türkçe, Arapça ve Farsça söylenmiş beyit ve mısraların oluşturduğu şiirler hakkında kullanılır. Böyle şiir yazmaya ''telmî'' denilir. Şairlerin farklı dilde şiir söyleyebildiklerini ortaya koymak ve sanat göstermek için yazdıkları bu tür manzumeler zamanla usta şairlerce de itibar görmüştür.
Fuzuli, Nabi, Nef'i, Baki, Nedim, Şeyh Galip gibi şairler özgün divanlar hazırlamışlardır.
Batı'ya yönelik Türk edebiyatıyla dönem dönem değişiklikler gösteren Türk şiir serüveni, günümüzde güçlü temsilcileri sayesinde gelenekle modernliği sentezleyerek yoluna devam etmektedir. Çünkü altı asırlık bir zaman diliminden kültürel bir değer olarak günümüze intikal eden Divan şiiri, aynı zamanda geleneksel söz sanatlarının başında yer alır. Milli hafıza, günü geldiğinde onu günyüzüne çıkarır. Zira şairler, geriye dönüp o hazineden nice yeni güzellikler ortaya koyar. Küllenen kor ateş, onu harlayan güçlü bir nefesle yeniden alazlanır. İşte tam da burada, günümüz divan şiirini tekrar gündeme getiren Necibe Taşkın Çetinkaya'dan bahsetmemiz gerekmektedir.
Necibe Hanım, T/aşkın Divanı, T/aşkın Divanı II Aruz Çiçekleri ve Taşkın Divanı III Sözün Aruzla Dansı adlarıyla yayınlanan üç kitabıyla edebiyat camiasında geniş yankılar uyandırdı. Kendisi orijinal divan tarzı şiirleriyle taklitten tamamen uzaktır. Şair, aruz kusurları olarak literatüre geçen ulama (vasl), imale (çekme) , med (uzatma), zihaf (kısma) ve takti gibi düzeltmelere gerek duyulmadan Türkçe'nin söz gücünü zorlamadan kullanır. Üstelik aruz ve hece kalıplarıyla durakları bir arada işleyerek yeni bir şiir ölçüsü denenmektedir. Özdeşim adı verilen bu yeni ölçü, hecenin de açık/kapalı, uzun/kısa uyumlanmasını esas almaktadır. Aruz ve hece kalpları aynı şiirde uygulanmaktadır. Necibe Hanım, Türk şiiri için yeni olan bu tarzın uygulayıcı öncülerindendir. Öte yandan Divan ve Halk edebiyatı nazım şekillerinin pek çoğu her iki kitabında da kullanma alanı bulmuştur. Şair'in sadece şiirindeki şekil özellikleriyle değil, konu zenginliğiyle de dikkat çeken bir yönü vardır.
Kendisiyle yaptığımız bir gazete röportajında sorduğumuz suale verdiği cevap, onun geniş anlamda bir edebiyet ve şiir bilgisine sahip olduğuna tanıklık yaptık. ''Şiirinizi edebî akımlardan hangisine yakın görüyorsunuz? Kendi şiiriniz hakkındaki görüşleriniz nedir? '' sorumuza şöyle cevap vermişti:'' Biraz " Hümanizm, biraz romantizm. Fakat sanırım Yahya Kemal Beyatlı ve Tevfik Fikret gibi parnasizme daha yakınım. Yani "sanat için sanat " anlayışı önemli olsa da, ''toplum için sanat'' anlayışına da önem veririm. Kuralcı bir yapıya sahip olduğum için kendimi parnasizme biraz daha yakın buluyorum. Kelimeleri seçerek kullanırım. Kafiye benim için çok önemlidir. Zorda kalmazsam redif kullanmam. Ahenk ve ritim önemlidir. O nedenle hece sayıları ve duraklara çok dikkat ederim. Parnasizm, her ne kadar romantizme tepki olarak doğmuş olsa da şiirlerimde romantizmden de bir parça vardır. Hiçbir şiirim için "tamam bu mükemmel oldu " diyemem. Daha iyisini daha güzelini yazmak için sürekli arayış içindeyim. Zaten öyle olması gerekiyor yoksa yerinizde saymak şöyle dursun, bir adım ilerleyemez, hep geriye düşersiniz.''
Necibe Taşkın Çetinkaya, klasik şiirimizin gazel nazım şeklini yeni bir bakış açısıyla ele alarak tekrar gündeme getirmektedir. Kelime seçimi, söz dizimi, uyak, redif, buluş ve imgelerle oluşturduğu bu anlayış, şair camiasında takdir edilmekte, beğeni toplamaktadır. Necibe Hanım; ilham ve hayalini, aruz ölçüsünün sağladığı üstün ahenkle birleştirerek şiir alanına yeni mevziler kazandırmakta, yeni renkler katmakta ve yeni sesler duyurmaktadır.
Necibe Hanım'ın şiirini değerlendirmem konusu, Yahya Kemal Beyatlı'nın şu sözleriyle örtüşmektedir: "Şiir kalbden geçen bir hadisenin lisan halinde tecelli edişidir; hissin birdenbire lisan oluşu ve lisan halinde kalışıdır. Düşündüklerimizi vezinle ve lisanla ifade edişimiz şiir değildir. Bir mısraın şiir olup olmadığı gayet aşikârdır. Derunî ahenk ile ifade edilmişse şiirdir."
Necibe Hanım, şiirindeki güzelliğin alt yapısını oluşturan aruz ölçüsünü bir söyleşimizde şöyle açıklamıştı: ''Aruz ahenktir, ritimdir. Aruzla yazılan şiirleri okuduğunuz zaman o melodiyi hissedersiniz. İşte o ritmi ve melodiyi hissetmek bana büyük keyif veriyor. Aruzu denizlerde ki istiridyelerin içinde bulunan inciye benzetiyorum. O şiirlerdeki efsunlu sözlerin anlamını bulmak için derinlere dalıp o inciyi çıkarmak gerekiyor. Aruzda derine dalamazsanız bulduğunuz sadece çakıl taşı olur.''
Şiirdeki, ana dil içinde bir üst dil oluşturarak gönüllere hitap etmenin sırrına vakıf olan Necibe Hanım, ondaki estetik boyutu da keşfederek ufuk ötesi bir hedefe yönelmektedir. Sevgiyle hoşgörü, ağırbaşlılıkla diğergamlık onun şiirinde birleşerek güzellik ve iyiliklere kapı aralar.
Necibe Taşkın Çetinkaya, T/aşkın Divanı, T/aşkın Divanı II Aruz Çiçekleri ve Taşkın Divanı III Sözün Aruzla Dansı adlı eserleriyle edebiyat dünyasında geniş yankılar uyandıracağına inanıyorum.
Aşkın taşkınlığı ve aruzun ses ahengini kitaplarına ad olarak veren değerli şairimizi Türk şiirine sağladığı katkılardan dolayı kutlarım."