HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 04 ŞUBAT 2026, ÇARŞAMBA


ÖZLEDİM 

04.02.2026 00:00
Özledim, bunca kargaşa nın içinde çocuk olmayı özledim. O çocukluğumuzda oynadığımız kartopu oyununu özledim.
Evimizin önünde kendi elimizle yaptığımız tahta kızakların altına balık sırtı tımışkıyla kızak kaymayı özledim.
Bazen kızağımız olmasada yüzü koyun kaydığımız o güzelim karlı kış günlerini özledim. O günler  Özlenmezmi hiç hele günümüzde şehrimize yağmayan kar acaba nerelere gitti.  
Bir başkaydı o günlerin arkadaşlığı, samimi içten saf tertemiz bir dostluktu. Bizim çocukluğumuzda evde bulunan ve ajans saatlerinde açılan bataryalı radyolar vardı.
Daha sonraları akşamları yanan  kuzinelerde  misafirliğe gelen komşularla hoş sohbet eşliğinde  ya nohut kavrulurdu yada kestane yapılır ve o unutulmaz radyoda yayınlanan arkası yarınlar dinlenirdi.Ne güzel günlerdi! 
Dünya bu kadar çirkin değildi sanki. Yada biz çocuktuk anlamadık. Bizim çokca takım takım urbalarımız (elbiselerimiz), çift çift potinlerimiz ( ayakkabılarımız) olmadı.
Ama bizim gönlümüz tok ve güzeldi. Çocukluğumuzda mahalle arasında akşamları sokağı aydınlatan elektrik direği altında toplanıp bakkaldan çay bardağı ölçeği ile aldığımız çekirdeğin tadı bir başkaydı. O tadı özledim.
Yeniden çocukluğumuzda gitsekte saf tertemiz duygularımızla kurduğumuz arkadaşlıklarımızı bu günlere taşıyabilsek şimdiki çocuklar gençler görebilse ne iyi olurdu. 
Dedim ya özledim ....
Özledim diyorum neyi özledin ? Diyorlar! 
Kavganın olmadığı kargaşanın olmadığı, hani yağan yağmurdan sonra gelen toprak kokusunu özledim. Dünya'mızın her yerinde çocukların barut kokusuyla yaşadığı bir ortamda önümüzdeki Şubat ayının gelişiyle her ne kadar kış olsada Artık cemrelerin düşeceği günlerin geldiği şu sıralarda çayırlarda açan çiğdemleri özledim. 
Mahalle maçlarını, sokak oyunlarını, elimizle yaptığımız tel arabalarıyla oynadığımız dünya yükü sırtımızda olmayan günlerimi özledim. 
Çocukluktan gençliğe adım attığımız yıllarda ise şimdiki televizyon yoktu. Yazlık sinamalarımızı özledim. Bu denli cafe vb. yerler yoktu. Sabahın 3' ünde Mehmet Ali Clay'in maçlarını seyretmek için kilometrelerce yol katedip kahvede seyrettiğimiz ve çoşkuyla tezahürat yaptığımız günleri özledim.
Adım başı cafe olan bu şehrin huzur veren sakin, eski günlerini özledim. Caddeye çıktığımda her iki kişiden birini mutlaka yakından tanıyıp selamlaştığımız, belediye otobüsünde birlikte yolculuk yaptığımız o güzel insanları özledim. 
Yurdumuzun herhangi bir yerinde meydana gelen ve kamuoyunu trajedisiyle üzüntüleyen olayların ardından yakılan ağıtların okunarak satıldığı günleri özledim. 
Gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak özellikle uyuşturucu illetinden uzak, bu kadar silahlanmalardan uzak, o huzurla geçen muhabbetli yollarımızı özledim.
Çocukların öldürülmediği, kadınlarımızın öldürülmediği, sevginin, hoşgörünün olacağı kaygılarımızın olmayacağı günleri özledim. 
Sahi bu özlemler günümüz dünyasında gerçekleşir mi? Var mı  böyle bir olasılık ? 
Esenlikler diliyorum değerli okurlar.

 
Muharrem AKAYDIN / diğer yazıları
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--






logo

   E-posta: bilgi(@)eskisehirdenhaber.net
Tüm hakları Eskişehirden Haber adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.
Mobil uyumlu haber yazılımı: www.eticaret.com.tr