HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 14 MART 2026, CUMARTESİ

Zaman Üzerine: İlk Deneme

14.03.2026 00:00
Evvel zaman içinde, bir varmış bir yokmuş, develer tellal iken gibi tekerlemeler vardı bir zamanlar. Masaldı, masalda kaldı; ama bunu hatırlayıp yazdığıma göre zamanı dolmamış, hâlâ yaşıyor ve yaşayacak.
Zaman işte böyle bir şeydir.
Metin Altınok'un "şiirin ilk atlası" kitabında yer alan "Şiirde Akan Zaman" başlıklı yazısında zamanı, maddenin varoluş formlarından biri olarak tanımlar. Ayrıca gerçeklikle zaman arasında sıkı bir ilişki olduğunu söylemektedir. Buradaki gerçeklik kavramını biraz açacak olursak, nesnel varoluşun temel dört elementini göz önüne getirmemiz gerekir.
Bu elementler ateş, hava, su ve topraktır. Bu elementlerle sıkı bağlantısı olan zamanı bu dört elemente ekleyebiliriz.
Soyut bir kavram olan zaman ile somut dört elementi birlikte düşünerek beş elementten söz edersek, maddenin var oluş formları arasındaki ilişkilerin insandan bağımsız olabileceği gibi insanı da içeren evrensel bir gerçekliği oluşturduğunu söyleyebiliriz.
Bu gerçeklik, yine zaman ölçeğinde araştırılarak bilimsel olarak birçok alanda kullanılmakta ve önemli yer tutmaktadır. Bu nedenle; zaman ölçeğinin ne olduğu, nasıl kullanıldığı, ne işe yaradığı ve güncel yaşantımızda bu ölçekleri kullanıp kullanmadığımız gibi soruları ayrıntılı biçimde açıklamak yerine "Zaman nedir?" sorusu üzerinde durmak istiyorum.
Zamanın tanımını yapmak, sanatçı ya da yazar için zor olmasa gerek. Yazar bunu kelimeleri sıralayarak yapar. Bu sıralama işlemi bile bir zaman diliminde gerçekleşir.
Bu zaman diliminde, zamanın ölçülebilir bir varlık olduğunu söyler. Ölçü araçlarından bahseder; günümüzde kullanılan saatlerden, geçmişte kullanılan güneş saatlerinden söz eder. Gelecekte kullanılacak olan zaman ölçü araçlarını da göz önünde bulundurur.
Sanatçı ise zaman kavramını sanat eserinin içeriğine dahil ederken; zamanın doğrusallığı, eğriselliği ya da sonsuzluğu konusunu dert etmez. Onun derdi yazarın yaptığından daha fazlasıdır. Hem zamana bir belge sunar hem de yapıtının içinde zamanı betimlemektedir.
Aslında bu belgeler, zamanın içinde zamanın belgeleri olarak sonsuzluk uzamında yer alırlar.
Bu belgelerden biri de Gustav Klimt'in 1905 yılında yaptığı "Kadının Üç Çağı" adlı eseridir. Bu sanat eserinde bir kız çocuğu, onu kucağında tutan genç bir anne ve genç kadının arkasında yüzünü eliyle kapatan başı eğik yaşlı bir kadın imgeleriyle zaman döngüsü -doğumdan ölüme zaman geçişi- tasvir edilmiştir.
Avusturyalı büyük ressam, adına ömür dediğimiz zaman dilimini görmemizi sağlar. Ayrıca buradaki zaman, bu yapıt aracılığıyla akışını sürdürür.
Sanatta zamanı durdurur gibi görünen eserler de vardır. Özellikle heykeller…
Ancak bu hareketsizlik zamanı sonlandırmak anlamına gelmez. Zaman dilimleri diyoruz, çağ diyoruz, asır diyoruz, yıl diyoruz, gün diyoruz. Oysa zaman sonlu bir varlık değil, akıp giden sonsuz bir varlıktır.
Ancak biz onu gün doğumu ya da gün batımı gibi adlarla sınırlandırıyoruz.
Zamanı ölçüyor, betimliyor ve anlamlandırıyor olmamız onun tek bir tanımı olduğu anlamına gelmez. Birçok farklı tanımı olan zaman kavramı, günlük yaşantımızda da "Şiirde Akan Zaman" gibi akıp gitmektedir.
Zamanınız altın olsun sevgili okurlar.

 
Fatma GARİP / diğer yazıları
•Zaman Üzerine: İlk Deneme 14 00:00:00.03.2026
•Zihin: Para Kadar Değerli mi? 09 00:00:00.02.2026
•İstanbul 25 00:00:00.01.2026
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--







logo

   E-posta: bilgi(@)eskisehirdenhaber.net
Tüm hakları Eskişehirden Haber adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.
Mobil uyumlu haber yazılımı: www.eticaret.com.tr