KÖY ANILARI
Sormayın bana benim köyüm neresi
Şimdi yaylalardan gelir kaval sesi
Dağları sisli kara bulut buğudur
Derelerinde seli coşkun bir sudur
Oğlaklar boynunda çınlar küçük ziller
Kayalarında ötüşürken keklikler
Dağları yemyeşildir karından güzel
Yayla sabahları akşamımdan güzel
Koyun kuzular yayılırken yan yana
Selam veresim gelir adsız çobana
Ardıçta yanık sesi vardır bülbülün
Açılırken dağlarında "Ayıgülün"
Bir taş yığını değil koca kalesi
Bu köyü seven tüm canların beldesi
Yaşlıları çay içer kahve önünde
Gençleri türkü söyler oynar düğünde
Çarşamba günleri kurulur bir pazar
Alışveriş yapar tüm analar kızlar
Canların soğuk suyu ey Kocapınar
Gelinler su alırken coşar her bahar
Rüzgarları bazen soğuk bazen ılık
Gurbette yakar ciğerimi ayrılık
Yaz yağmurları dökülür ince ince
Ağlarım sessiz köy aklıma gelince
Anam kına yakardı o ak saçına
Babam oduna gider dağ yamacına
Akşamları evde toplanırdık yorgun
Hepimizin yüzleri sararmış solgun
Ölümler ve gurbet ayırdı hep bizi
Çilelerle geçirdik o gençliğimizi
Tencere vardı ocakta tıkırdayan
Tarlaya gider gelirdik her gün yayan
Arabalar geçerdi at arabalar
Toz toprak içinde analar babalar
Ocaklarda meşeler çırpılar yandı
Komşularımız çoğu fakir insandı
Yaşlılar öldü hiç gün yüzü görmedi
Yoksullar ne bulduysa hep onu yedi
Şimdi albümlerde o eski resimler
Bak mezarlığa kimler yatıyor kimler
Yüzlere vururken lambanın ışığı
Sofralarda severdik tahta kaşığı
Anamız sabah erken gelirken sudan
Uyanırdık biz yeni derin uykudan
Günler aylar ve yıllar geçti de hızla
Hiç kimseler yok kapanan kapımızda
Dünya benzer iki kapılı bir hana
Ne mutlu köyünde hatırası olana
Artık eser yok bostanından bağından
Şimdi ayrı düştük baba ocağından
Gözümde tüterken geçmişin hayali
Ağlarım gurbet elde bir çocuk misali
FEHMİ ERDOĞAN -Eskişehir