YOKLUK
Gezdirir dünyanın dört köşesini
Artırır insanın her endişesini
Kaçırır hanenin zevk neşesini
Evde soğuk rüzgar estirir yokluk
Bulunmaz evinde ekmeği unu
Öksüzün hastalık topraktır sonu
Deliktir pabucu yamalı donu
Eski kumaşlardan kestirir yokluk
Çarşıda pazarda daralır eli
Daha genç yaşta bükülür beli
Ağzının içinde kurur da dili
Onu meydanlarda susturur yokluk
Derd ile tasayla oturur yanar
Hısım akrabayı arada sınar
İyilik beklerken başkası kınar
Eş ile dostlara küstürür yokluk
Kış eder de gönlü duman bürütür
Ağızda dişleri erken çürütür
Eller ata biner seni yürütür
Garibi yollarda köstürür yokluk
Devlet de unutur çıkar gözünden
Anlamaz yetimin sarı yüzünden
Kesilir dermanı iki dizinden
Bağrına taşlar bastırır yokluk
Çoluğu çocuğu yaşar zor hali
Kimedir bunların acep vebali
Bekler gizli gizli bir yardım eli
Sindirir adamı pusturur yokluk
Yaktırır avluda kavak söğüdü
Gurbete gönderir baba yiğidi
Anadan babadan alır öğüdü
Fakiri köşeye kıstırır yokluk
Fehmi der bozuktur yoksulun işi
Yağsız tuzsuz onun yavandır aşı
Var ise tırnağın başını kaşı
Şapkayı duvara astırır yokluk
FEHMİ ERDOĞAN
Eskişehir