Destanlar, kadim milletlerin tarih, kültür, ruh ve şuurundan doğmuş doğal edebi verimlerindendir. Milli vicdanın karakterini yansıtan destanlar, özünde milletin bütününü ilgilendiren ve onu etkileyen tarihi bir olaya dayanmaktadır. Her milletin destanlarına bakarak o milletin karakter özelliklerini öğrenmek mümkündür. Bu bakımdan Türk destanları mücadeleci ruhu, bağımsızlık ve özgürlük anlayışını yansıtması bakımından atalarımızın bize emanet ettikleri büyük tarihi miraslar aranda yer almaktadır.
Türk destanları, milletimizin devlet anlayışını, birlik-beraberlik duygusunu, aile yapısını, töre ve kahramanlık olgusunu, hayatı anlama ve anlatma yetisini belirtmesi bakımlarından büyük önem taşımaktadır. Milli şuur ve milli kimlik oluşumu destanlar çağından başlayarak günümüze intikal eder. Milli beka dediğimiz süreklilik, devamlılık destanlarımızın içindedir. Biz farkına varmasak da destanlarda işlenen sosyal psikolojik davranışları yaşıyor ve yaşatıyoruz.
Türk Dili ve Edebiyatı dersi: '' Öğretim programlarında yer alan "kök değerler" şunlardır: adalet, dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik, yardımseverlik. Bu değerler, öğrenme öğretme sürecinde hem kendi başlarına, hem ilişkili olduğu alt değerlerle ve hem de öteki kök değerlerle birlikte ele alınarak hayat bulacaktır.''denilmektedir. Elbette tarih ve edebiyat dersleri kök değer, milli kültür konularının eğitilip öğretilmesinde birinci derecede etkin bir yapıya sahiptir.
Son birkaç gündür devletin resmi Türk Dili ve Edebiyatı kitabında destanlarımıza karşı yapılan çarpıtma ve sapıtma sosyal medyada geniş yankılar uyandırdı. Türk kültürü ve edebiyatında yetkin ve duyarlı bir öğretmen arkadaşımız;
Türk Dili ve Edebiyatı 10.Sınıf ders kitabının Doğal Türk Destanları bölümünde, Ergenekon Destanının maalesef Moğollara ait gibi gösterildiğini üzüntüyle dile getirdi.Konuyu sosyal medyada paylaşmak ve duyarlı dostlarımızla iletişim kurmak üzerinde görüş birliğine vardık. Nihayet iki koldan başlayan bu girişim sosyal medya ve paylaşımlarda çok geniş bir etki uyandırdı.''Türkiye'nin Sendikası'' Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan'ın sahiplenerek paylaşması konuyu daha farklı boyutlara taşıdı. Kitapta yer alan ''iki Moğol ailesi'' ifadesi, ''iki Türk ailesi'' olarak düzeltildi.
Bu olay bize gösterdi ki; Milli Eğitim içinde maalesef Türklük karşıtı bir güruh bulunmaktadır. Devletin Türk gençlerine belletmesi gereken konular bu güruh tarafından saptırılmaktadır. Bu konu, devam etmekte olan ''Türksüzleştirme'' politikalarının ihanet projelerindendir. Ancak bu sinsi ve hain girişimcilerin unuttukları, Türk milletinin ''Kuva-yı Milliye'' ruh ve şuurunu halen yaşattığıdır.
Konunun gündeme getirilmesinde ilk ''Çoban ateşi''ni yakan değerli öğretmen arkadaşımıza, dostlarımıza, Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan'a şükranlarımızı arz ederiz.
Türk'ün tarih ve kültürüne karşı sinsi planlar kuranlara diyoruz ki; '' Olayın farkındayız, sizi ve projelerinizi biliyoruz. Uyumuyoruz.Milli bekamız için nöbetteyiz.''



