HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 05 OCAK 2026, PAZARTESİ



Zamanın Ötesinde Bir Bilge: Farabi

05.01.2026 00:00
Farabi, tam adıyla Ebû Nasr el-Fârâbî, 9. ve 10. yüzyıllar arasında yaşamış; aklı, bilimi, müziği ve hikmeti aynı potada eriten ender insanlardan biriydi. O, yalnızca yaşadığı çağın değil, yüzyılların ötesine seslenen bir düşünürdü. Hayatı, aklın sınırlarını zorlayan bilimsel bir yolculuk, buluşları ise zamanın ilerisinden gelen birer fısıltı gibiydi.
Farabi, Orta Asya'nın Farab (Otrar) bölgesinde doğdu. Gençliğinde ilme duyduğu açlık, onu Buhara'dan Bağdat'a kadar uzanan uzun bir yolculuğa çıkardı.
Diller öğrendi; Arapça, Farsça, Yunanca ve Süryaniceyi ustalıkla kullandı. Bu diller, onun için yalnızca kelimeler değil, farklı medeniyetlerin düşünce kapılarıydı. Gecelerini kandil ışığında, gündüzlerini kitapların arasında geçirdi. Rivayet edilir ki, bazen sarayların ihtişamını reddeder, mütevazı bir odada, yalnızca düşünmek için yaşardı.
Bilimsel yönüyle Farabi, aklı evrenin anahtarı olarak görüyordu. Mantık ilmini sistemli hale getirdi; Aristo'nun eserlerini yalnızca açıklamakla kalmadı, onları yeniden inşa etti. Bu yüzden ona "Muallim-i Sânî" yani "İkinci Öğretmen" denildi. Ona göre evren, rastgele değil; düzenli, matematiksel ve anlamlı bir yapıydı.
Bilgi, insanı bu düzene yaklaştıran bir köprüydü.
Müzik alanındaki çalışmaları ise adeta bilimsel bir kurgu gibiydi. "Kitâbü'l-Mûsikî el-Kebîr" adlı eserinde sesin frekansını, titreşimini ve insan ruhu üzerindeki etkilerini inceledi. Seslerin insan duygularını değiştirebildiğini, hatta ruh hâlini iyileştirebildiğini savundu. Rivayetlere göre Farabi, yaptığı bir çalgıyla insanları güldürebiliyor, ağlatabiliyor ya da derin bir uykuya daldırabiliyordu.
Bugün nörobilim ve müzik terapisi alanında konuşulan birçok fikir, onun satırlarında yüzyıllar önce sezgisel olarak yer almıştı. Sanki Farabi, insan beynini ve sinir sistemini henüz keşfedilmemiş bir geleceğin bilimiyle okumuştu.
Farabi, evreni katman katman düşünen bir zihin yapısına sahipti. Akıllar teorisiyle, insan aklının daha yüksek bir "faal akıl" ile bağlantı kurduğunu savundu.
Bu düşünce, bugün kolektif bilinç, yapay zekâ ağları ya da evrensel bilgi alanı gibi kavramlarla şaşırtıcı bir benzerlik taşır. Farabi'ye göre insan, doğru bilgi ve erdemle bu yüksek akılla uyumlanabilir, adeta daha üst bir bilinç düzeyine geçebilirdi.
Duygusal yönüyle Farabi, sessiz ve derin bir bilgeydi. Ün peşinde koşmadı, zenginliği reddetti. Bilginin kalpte olgunlaşması gerektiğine inanıyordu. Onun için gerçek mutluluk, erdemli bir hayatla mümkündü. "Erdemli Şehir" adlı eserinde, insanın ancak adalet, bilgelik ve sevgiyle mutlu olabileceğini anlattı. Bu şehir, aslında dışarıda değil; insanın kendi içinde kurması gereken bir dünyaydı.
Hayatının son yıllarını Şam'da geçirdi. Sessizce yaşadı, sessizce göçtü. Ardında saraylar değil, düşünceler bıraktı. Farabi, aklın müzikle, bilimin ruhla, mantığın sevgiyle birleşebileceğini gösteren nadir insanlardan biriydi. Onun hayatı, insanın gerçekten isterse zamanın çok ötesine geçebileceğinin kanıtıydı.
Bugün bile Farabi'yi okurken, satır aralarından bir bilgenin kalp atışlarını duyar gibi oluruz; sanki hâlâ, yüzyıllar öncesinden bize fısıldar: "Aklını arındır, ruhunu dinle, evrenle uyumlan."


 
İdil ÇELİKER / diğer yazıları
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--








logo

   E-posta: bilgi(@)eskisehirdenhaber.net
Tüm hakları Eskişehirden Haber adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.
Mobil uyumlu haber yazılımı: www.eticaret.com.tr