HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 05 NİSAN 2025, CUMARTESİ


ANNEYE MEKTUP

04.04.2025 00:00
 
Ne de güzel başlamıştı Yusuf ile Hazan'nın evlilikleri. Bu beraberlik bir de meyve vermişti. Yani bir erkek çocukları olmuştu. Adını da hayata bağlanmanın sembolü olan Ümit koymuşlardı. Her şey güzel gidiyordu, ta ki baba Yusuf arkadaşları ile birlikte bir akşam içki alemine katılana kadar. İşte ne olduysa o kahrolası içki aleminde oldu. Alınan fazla alkolün neticesi arkadaşları arasında çıkan münakaşanın ardından çıkan kavgada aracı olmasına rağmen kötü kaderin pençesi Yusuf'u yakalamış ve eğlenme uğruna neşeli gittiği yerden cansız bedeni ile dönmüş ve geride bir anne ile 4 yaşında çocuğu çaresiz olarak acıma duygusu olmayan gerçek hayatın kucağında yapayalnız bırakmıştı.
Yusuf hayatta iken de kendi hallerinde bir yaşam mücadelesi veren bu çekirdek ailenin direği yoktu artık. Herkes tarafından yüz çevrilmiş bir ortamda acı, hüzün, umutsuzluk içinde geçen senelerin ardından Ümit 14 yaşına geldiğinde cezaeviyle tanışır. Artık Ümit, hayatın gerçek yüzünün göründüğü, çaresizliğin, kimsesizliğin belirginleştiği, yolun sonu olarak nitelediği cezaevindedir.
Ve Kurban Bayramını demir parmaklıklar arkasında geçirmek zorunda kalmıştı. Cezaevindeki bayram neticesi yaşadığı dramatik ortamda Bayramın 1. gün akşamı ranzasına uzanıp çok sevdiği annesine bir mektup yazar. Bu mektup aynen aşağıdaki gibidir:

"Biricik Anneciğim,
Biliyorum bana kızgınsın, ama çaresizdim inan ki, neyse bunları çıkıp eve gelince dizlerinin dibinde oturup uzun uzun konuşuruz. Anneciğim bugün bayramdı, Elini Öpecektim ama olmadı. Keşke babam sağ olsaydı. Bana bayramlık bir kadife pantolon, hava soğuk olduğundan birde balıkçı yaka kazak, altına da bir bot alsaydı. Ben de onları giyip bayram sabahı, bayram namazına babamla beraber mahallemizin camisine gidip geldikten sonra elinizi öpseydim. Ama olmadı; ne babam hayatta, bayramlıklarımla ne de ben senin yanındaydım. Olmadı anneciğim, olmadı.

Ama burada ne oldu biliyor musun? Bayram sabahı kalktık, memur amcalar geldi sayım aldı, sonra da bize kolonya tutup şeker ikram ettiler. Arkasından müdür amcalar geldi. Ellerini öpüp, bayramlaştık. Onlar da benim saçlarımı, yanaklarımı bir baba şefkatiyle okşadılar. O an ben çok ağladım. Çünkü az çok babamın hayali gözümün önündeydi. İşte ben o an çok ağladım. Babam öldüğünden bu yana ilk defa bir baba şefkati gördüm. Sen bana hep derdin, "Ah bir baban sağ olsaydı... diye." Üzülme anneciğim. Ben 14 yaşındayım ama inan ki ilk mahkeme beraat edeceğim ve dışarı çıktığımda artık evimizin direği, yeni reisi, babamın yerine, ben olacağım.
Oğlunla tıpkı babamla duyduğun gururu duyacaksın, ben bunun için tüm gücümle çalışacağım. Sana lâyık bir evlât olacağım. Anneciğim beni merak etme, burada biz de böyle bir bayram yaptık. Ben çok ağladım. Biliyorum seni de çok ağlattım. Sakın bu mektubumu okuyunca ağlama, ne olur benimle de utanma, artık senin gurur kaynağın, sevincinin parçası, umutlarının başlangıcı olacağım.
Anneciğim bayramın mübarek olsun, ellerinden hasretle öperim. Geliyorum anneciğim. Çok kısa zaman da çok şeyler öğrenerek, ne olur ağlama anneciğim. Biricik oğlun Ümit."
İşte böyle bir mektup. Bu mektup beni çok duygulandırdı. Rahmetli annem de bayramlarda el öpmeye gelen çocukları para vererek, sevindirirken, kendisi de çocukların sevinci karşısında mutlu olurdu.
Umarım Ümit'in başına gelenler, gerçek hayatta yaşanmaz, başka Ümit'lerin başına gelmez. Mübarek Ramazan Bayramını idrak ettiğimiz şu günlerde Gazzeli Masum Çocuklar katledilirken maalesef küresel güçler halk arasındaki meşhur söz olan bıyık altından gülüyor misali ses çıkartmadan olan katliama üstü örtülü biçimde onay verirken Dünya üzerindeki ırkı dini ne olursa olsun ama çocuklara katliam olmasın onların masumiyeti yaşam hakkı ellerinden alınmaya hoş görülmemeli. Bizim çocukluğumuzda bayramlıklarımızla yatar bayram sabahı kalkar hemen giyinirdik. Bayramlık ayakkabılarımız yastığımızın altında olurdu. Ne kadar da şendik o yıllarda. Şimdi ise Bombaların ortasınd katliamların içinde çocuk olmak bir düşünün o travmayı. Gerçekten duygusu olan insan sevgisi olan dayanabilirmi? Ne mümkün! Ama Emperyalist güçler küresel silah satıcıları için sıradanlık bir olay haline gelmiş bu yaşam biçimi. Yok biz bu yaşam biçimini kabul etmiyoruz. Bu yaşam biçimi bizim bu kadim topraklarda varoluşumuzdan bugüne red edttiğimiz bir yaşam biçimidir. Bizde öncelik sevgidir, hoşgörüdür, saygıdır. İnşallah bundan sonra Çocukların ağlamadığı katledilmediği bir Dünya oluşumunda gözyaşı yerini mutluluğa, korkunun yerini huzurun alacağı ortamın oluşmsı dileğimizdir. Ne Çocuklar katledilsin nede Analar ağlasın.   Bu vesileyle de Ramazan Bayramınızı kutlar sağlıklı huzurlu mutlu bayramlar geçirmenizi dilerim.

Muharrem Akaydın
Cezaevi Müdürü
Muharrem AKAYDIN / diğer yazıları
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--





logo

   E-posta: bilgi(@)eskisehirdenhaber.net
Tüm hakları Eskişehirden Haber adına saklıdır: ©2019-2025

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.
Mobil uyumlu haber yazılımı: www.eticaret.com.tr