



Saldırıların sadece Kahramanmaraş'ı, Siverek'i değil, 86 milyonun tamamını etkilediğini, tüm milleti yas ve kedere boğduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Kahramanmaraş'a düşen ateş diğer 80 vilayetimizin de kalbine düştü. Grup toplantımızdan sonra saldırı haberini alır almaz dört bakanımızı hemen Kahramanmaraş'a gönderdik. Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken, diğer yandan yargı, emniyet, milli eğitim, siber güvenlik ve istihbarat birimlerimiz çalışmalarını başlattılar. Hiçbir ihtimal dışlanmadan, saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor. Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek, kimlerle irtibat halinde oldukları, nelerden etkilendikleri detaylıca inceleniyor. Detaylı incelemeler neticesinde çok önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek'teki saldırıyla ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş'taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı. Cumhurbaşkanı olarak ben de ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakinen takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim. Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında yalan, manipülatif ve zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldık."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yabancısı olunan bir durumla karşı karşıya olunduğunu söyledi.
Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların Türkiye'ye de sirayet ettiğinin, gençleri de etkisi altına aldığının görüldüğüne işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor. İnternetin, teknolojinin, dünya ile bütünleşmenin yan tesirleri de kimi zaman kendini böylece gösterebiliyor. Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilenler başta olmak üzere, dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler, sadece masumların kanını dökmeyi değil, bunu yaparak tıpkı terör örgütleri gibi aynı zamanda toplumda infial uyandırmayı, endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyor."



