HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 20 ŞUBAT 2026, CUMA

ÜMİT ÖZDAĞ'DAN RAPOR TEPKİSİ

Zafer Partisi Genel Başkanı öZDAĞ: "Bu rapor türkiye cumhuriyeti devleti'nin çıkarmış olduğu ilk milli üniter laik devleti ortadan kaldırma ile ilgili resmi rapor"
 
19.02.2026 23:02
ÜMİT ÖZDAĞ'DAN RAPOR TEPKİSİ
ÜMİT ÖZDAĞ'DAN RAPOR TEPKİSİ

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türk Milleti adlı Basın Toplantısında Türkiye gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.


Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın açıklaması şöyle : "Bu hafta Türk Milleti toplantımız Ramazan ayının ilk gününe denk geldi. Bu vesileyle aziz milletimizin Ramazan ayını kutluyor, hayırlara vesile olmasını diliyorum. Ramazan ayını yüksek enflasyon, özellikle yüksek gıda enflasyonunun yaşandığı bir ortamda idrak edeceğiz. 16 milyon 800 bin emekli, dul ve yetimin, milyonlarca asgari ücretlinin aldıkları sosyal yardım niteliğindeki maaş ile zaten zorunlu olarak oruç tutmak zorunda kaldıkları bir ekonomik buhranda Ramazan'ı idrak ediyoruz. AK Parti'nin yine Ramazan boyunca sabır, kanaat, şükür diyerek halkımızı oyalamaya çalışacağını, hak ettiği maaşı vermediği, verdirmediği insanlarımıza gıda yardımı kolileriyle propaganda yapacağını biliyoruz. Oysa sabır taşını çatlatan bir haksızlık sürecini yaşıyoruz. Milyonlarca emekli, dul, yetim asgari ücretli adeta açlıkla sınanıyor ve öte yandan AK Parti'nin zenginler sınıfı da çılgın bir tüketim sürecinden geçiyor. Bakın dünyanın en tanınmış otomobil markalarından birisinin bölge başkanı geçtiğimiz günlerde bir açıklama yapmış. Diyor ki, 'Türkiye'de ciddi bir varlık ve servet artışı var'. Allah Allah, Türk halkının bundan çok haberi yok. Evet, doğru. Çok küçük bir azınlığın varlığı ve serveti artıyor. Devam ediyor. 'Yüksek gelir gruplarının servetinin 2030'a kadar artacağına dair veriler mevcut. Enflasyona rağmen markaya lükse bağlılık çok güçlü. Türkiye artık bizim için sadece bir pazar değil, akıllı marka ürünleri ve büyümenin öncüsü'. Evet, Türkiye'de AK Parti zenginlerinin çok ciddi bir zenginleşmesi var. En zengin yüzde 1 servetin yüzde 20'sini kontrol ediyor. En zengin yüzde 10 servetin yüzde 68'ini kontrol ediyor. 44 milyon yurttaşımız ise toplam servetin ancak 2,7'sini kontrol ediyor. İşte bu Türkiye'deki bütün zenginliğin yüzde 68'ini kontrol eden yüzde 10 haksız bir zenginlik ve lüks içinde yaşarken, lüks araçları peynir ekmek gibi alırken, servetin ancak yüzde 2,7'sine ulaşabilen 44 milyon vatandaşımız pazardan 2 kilo domates, 2 kilo soğan almakta zorlanıyor. OECD ülkeleri arasında et, balık, tavuk eti yemede sonuncu sırada Türk milleti. Birileri lüks parfümde adeta yıkanırken, Londra'da evler, caddeler satın alırken, milyonlarca insan pazara gittiği zaman bir kilo ıspanak, bir kilo patates, bir kilo soğanı alıp evine dönmek zorunda kalıyor. Evet, işte böyle bir ortamda sabrediyoruz, şükrediyoruz, kanaat ediyoruz ama şükretmesi gereken, kanaat göstermesi gerekenler, yani AKP'nin zenginleri, zenginler sınıfı, onlar bunu yapmıyorlar. Biz bu Ramazan'da adalet istiyoruz, biz Ramazan'da kul hakkının yenmemesini istiyoruz. Ramazan ayı boyunca 20 ilde yurttaşlarımızla bir araya geleceğiz, Türkiye'yi adım adım dolaşmaya devam edeceğiz. Yine gittiğimiz illerde iftardan önce pazara gideceğiz, esnafla, vatandaşla konuşacağız. Bugün de ilk iftarımızı Ankara İl Başkanlığımız, Mamak İlçe Teşkilatımızla birlikte veriyor. Mamak'ta yurttaşlarımızla birlikte olacağız.

Değerli Zafer Partililer, değerli basın mensupları,

Ben siyasetten önce üniversitede akademisyen olarak yıllarca ders verdim ve bu süreçte sadece Gazi Üniversitesi'nde değil, değişik bilim kuruluşlarında hoca olarak görev yaptım. Bunlardan birisi de Polis Akademisi'ydi. Polis Akademisi'nde herhalde 2 bine yakın öğrencim olmuştur. Polis İstihbarat Kurslarında dersler verdim. Güneydoğu Anadolu'da terörle mücadele ve istihbaratçı polislerle mesaim oldu ve 19 Aralık 2002'den bu yana da yakın polis korumasıyla yaşıyorum. 18 Aralık'ta Necip Hablemitoğlu'nun Ankara'da, Çankaya'da evinin önünde şehit edildiği günün ertesi günü Ankara emniyet müdürü bir yakın koruma polisi görevlendirmişti. O günden bu yana hep yanımda muhakkak bir polis oldu. Bugün de 6 polis memuru can güvenliğimizi sağlamak için 7/24 benimle birlikteler. Onun için ben polislerin ve Emniyet Teşkilatının sıkıntılarını gazetelerden okumuyorum, sosyal medyadan izlemeye ihtiyacım yok, bunu yaşayarak görüyorum. Polis olmak hiçbir zaman kolay değildir. Akademide, hatta daha önce kolejde başlar zorluklar ama son 2002'den bu yana polis olmak daha da zor hale gelmiştir. Önce emniyet teşkilatını denetimi bir terör ve casusluk örgütünün eline geçti. Düşünebiliyor musunuz? Ve vatansever polisler, Anayasaya, devlete bağlı polisler kendi teşkilatlarının içerisinde bir terör ve casusluk örgütünün mensupları tarafından taciz edildiler, tasfiye edildiler, komplolara maruz kaldılar. Sonra başka cemaat ve tarikatların etkinlik kurduğu bir döneme girdik ve şimdi o dönemden geçiyoruz. Polislik meslek kimlik aidiyetinde ciddi bir zayıflamanın olduğunu görüyoruz. Mobbinglerin, baskıların, ekonomik krizlerin arttığını ve derinden etkilendiğini görüyoruz. 2026'nın ilk 45 gününde 10 emniyet mensubu intihar etti arkadaşlar. Bu terörle mücadelede verdiğimiz şehit sayısından daha fazla. Polis intiharları, mobbing, aşırı çalışma, ekonomik, ikinci şark, üçüncü şark gibi sebeplere bağlı. Bu sebeplerin meydana getirdiği stres, tükenme ve bu sorunların görülmeyip halının altına süpürülmesi intihara sevk ediyor. Polis intiharları istatistiklerin 4 kat üzerinde ve polislerimiz böyle bir ortamda seslerini duyurmak için sosyal medyada çalışmalar yapıyorlar, basın açıklamaları yapıyorlar ama İçişleri Bakanlığı'nın görmemezlikten geldiğini görüyoruz. Buradan yetkililere, hükümete, İçişleri Bakanı'na, Bakanlığın üst düzey Bürokratlarına sesleniyorum. Artık bir saniye bile geçirmeden bu vatan evlatlarına sahip çıkın.

Değerli basın mensupları, değerli yurttaşlarım,

14 Şubat'ta Tertemiz Türkiye Çalıştayını gerçekleştirdik. Evet, uyuşturucuyla ilgili çalıştayları genellikle devlet kurumları güvenlikle ilgili çalışanlar yaparlar. Hiçbir siyasi partinin uyuşturucu, sanal kumar ve örgütlü suçla Zafer Partisi dışında bir çalıştay yaptığını, bir çalışma yaptığını duymadık. Oysa ülkemiz ağır bir tehditle karşı karşıya. Yılda 200 milyar dolara yakın bir kara paranın varlığından bahsediliyor. Organize suç örgütlerinde Avrupa'da 1., dünyada 14. sıradayız. Çeteler artık Latin Amerika'daki kartellerin gücüne yetişmeye başlıyor. Türkiye uyuşturucu trafiğinde transit ülke olmaktan çıkmış hedef ülke haliyle gelmiş. Ortaokulların önünde bile leblebi gibi uyuşturucu satılıyor ve sanal kumar toplumun her kesimini vuruyor, aileleri dağıtıyor ve bu kanser, toplumu içten içe çürütüp devletin kolonlarını sarsarken biz Zafer Partisi olarak kuruluşumuzdan bu yana gündemde tuttuğumuz Tertemiz Türkiye Projesini çok daha güçlü bir şekilde Türkiye'nin siyaset gündemine taşıdık ve gündemde tutmaya devam edeceğiz.

Biz burada bu konuşmayı yaparken bile şu anda Ankara'nın, İstanbul'un, Erzurum'un, Antalya'nın, Sinop'un arka sokaklarında uyuşturucu satıldığını, birilerinin sanal kumardan para kazandığını biliyoruz. Uyuşturucunun ağına düşmüş evlatlarımıza ve onların anne ve babalarına devletin güçlü ve şefkatli elini uzatacağız. Gerekirse zorla tedavi ederek gözü yaşlı annelere ve babalara çocuklarını sağlıklı olarak geri vereceğiz. Uyuşturucu baronlarına ve organize suç çetelerine göz açtırmayacağız. Namus bildiğimiz sınırlarımızdan ne sığınmacı ve kaçaklar geçecek ne de uyuşturucu tacirleri geçebilecek. Türkiye tertemiz olacak." Dedi.

Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--







logo

   E-posta: bilgi(@)eskisehirdenhaber.net
Tüm hakları Eskişehirden Haber adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.
Mobil uyumlu haber yazılımı: www.eticaret.com.tr